Obezite Nedir?

obezite

Obezite

Obezite, bünyede aşırı oranda yağ birikmesi durumu olarak kısaca tanımlanabilir. Tıbbi açıdan bakıldığında ise ”obezite nedir?” sorusundan çok, ”obezite hastalığı nedir?” diye sormak daha doğru olacaktır. Obezite hastalığı; genetik, ailevi veyahut çevresel etkilerin birçoğu ile doğrudan ilişkili olan bir sorundur. Obezite hastalığındaki en önemli ve ön plandaki sorun ise, obezite hastalığının ilerledikçe çok farklı başka hastalıklara sebep olabilmesidir. Buna neden olan ise vücuttaki normal olmayan yağ birikimidir. Esasen bakılırsa obezite, şeker hastalığına, yüksek tansiyona, kalp krizi riskine, ağır uyku apnelerine, inme sebebiyle felç olma tehlikesine ve damar tıkanıklığına sahip olmak demektir. Obezite hastalığı, 21. yüzyılın kronik hastalıklara ve ölüme neden olan en önemli küresel sağlık sorunları arasındadır.

obezite

Obezite Hastalığı Nedir? Nasıl Tanımlanır?

Obezite hastalığını WHO-World Health Organisation, yani Dünya Sağlık Örgütü ”vücutta hastalıklara neden olacak şekilde ve oranda normal olmayan, çok fazla yağ birikimi” olarak tanımlamaktadır. En kolay haliyle bu fazla yağlanma artışı vücut kitle indeksi ile obezite testine tabi tutularak değerlendirilir.

Obezite Hastalığı Testi Nasıl Yapılmaktadır?

BMI-Body Mass Index yani, vücut kitle indeksi denilen bir obezite testi ile obezitenin olup olmadığı veya durumu değerlendirilir. Kısa olarak BMI şeklinde geçen bu obezite hastalığı değerlendirmesi ile, boy ve kilo oranıyla obezite varlığı incelenmekte ve kategorize etmektedir. Vücut kitle endeksi, kilonun boya oranıdır. Birim haliyle kg/m2 şeklinde ifade edilmektedir.

Vücut Kitle İndeksi Testine Göre Obezite Hastalığı Nasıl Ölçülür?

WHO-World HealthOrganisation, Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite hastalığı testi gruplandırması aşağıdaki şekildedir:

  • Vücut Kitle Endeksi 20-24.9 kg/m2 arası normal,
  • Vücut Kitle Endeksi 25 -30 kg/m2 arası fazla kilolu (overweight),
  • Vücut Kitle Endeksi 30 kg/m2 ve üzeri obezite,
  • Vücut Kitle Endeksi 40 kg/m2 ve üzeri morbid obezite,
  • Vücut Kitle Endeksi 50 kg/m2 üzeri ise süper obezite olarak belirlenmiştir.

Morbid Obezite Nedir?

İngilizce Morbidity, kelimesine denk gelen Morbid’in asıl kökeni ”Morbidus” olan hastalıklı, sağlıksız anlamına gelen Latince bir kelimeden gelmektedir. Morbid Obezite, hastalıklara neden olacak şekilde aşırı kilolu olma manasında kullanılan bir terimdir. Morbid obezite muhakkak tedavi edilmesi şart olan, çok mühim bir sağlık problemidir. Bunun nedeni ise, Morbid Obezite hayati risk oluşturmasının yanı sıra neden olduğu hastalıklar bakımından ciddi ve ağır sorunlara neden olabilmesidir. Bu bağlamda obezite veya obezite hastalığı ne anlama gelmektedir, sorusunun yanıtı kesin olarak ”Morbid Obezite” olarak akıllara gelmelidir. Morbid Obezite, herhangi bir farklı hastalığa sahip olma durumu olmasa dahi, başlı başına kendisinin önemli bir sağlık problemi olması sebebiyle, obezite hastalığının kendisidir. Obezite hastalığı, morbid obezitedir; morbid obezite ise obezite hastalığıdır.

Obezite Türleri Ve Obezite Sorunun Sebep Olduğu Hastalıklar

Tüm dünya ülkelerinde tedavi edilmesi için büyük çalışmalar yapılan bir hastalık olan obezite, çeşitli ağır hastalıklara sebep olabilmektedir. Bu yüzden obezite hastalığının ciddiyetinin farkına varılması, obezite türlerinin tanımın yapılması ve obezite hastalığının iyileştirilmesi için bir gruplandırma yapılmıştır. Bu gruplandırma vücut kitle indeksi, BMI denilen obezite testi ile gerçekleştirilmektedir.

Obezite cerrahinin uygulanmasının gerekli olduğu durumlar:

  • Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, vücut kitle indeksi, BMI 40 kg/m2 ve üstü olan morbid obezite hastalarında, beraberinde herhangi bir hastalığına sahip olmasalar dahi, obezite cerrahi uygulanmalıdır.
  • Vücut Kitle Endeksi, BMI 35-40 kg/m2 arası olan  morbid obezite hastalarında ise:
  • Kalp Damar Hastalıkları
  • Apne Sendromu
  • Yüksek  Kolesterol( hiperlipidemi)
  • Yüksek Tansiyon (hipertansiyon)
  • gibi birlikte görülebilen hastalıklardan en az birine sahip olunması halinde Obezite cerrahi ile müdahale edilmelidir.

Obezite hastalığının ölçülmesi için yalnıza vücut kitle indeksi yöntemi yeterli olmamaktadır. Yağlanma miktarı ve dağılımı gösteren ölçümleri içeren farklı obezite testleri ile hastalar değerlendirilir. Deri kıvrım kalınlığı, kalça ve bel çevresi ölçümü, kalça ve bel indeksi, karın içi yağlanmanın ölçülmesi için manyetik rezonans görüntüleme (MRI), bilgisayarlı tomografi (BT) ,ultrasonografi (USG), ve gibi radyolojik değerlendirmeler yapılabilir.

Obezite Türleri Nelerdir?

Elma Tipi Vücut Yağlanması- Santral Obezite

İlerde sebep olabileceği riskler bakımından obezitenin bünyede oluşturduğu yağlanmanın dağılımı çok önem taşımaktadır. Gövde ve karın bölgesi içinde daha fazla miktarda biriken yağlar; kalp hastalıkları, hipertansiyon, hiperlipidemi ve Tip ll Diabetes Mellitus ile görülen metabolik sendromlar bakımından risk ihtimallerini arttırır. Bu şekilde bir yağ dağılımı gösteren obezite çeşidine elma tipi vücut yağlanması yani, merkezi şişmanlık denmektedir. Bu vücut tipinde karın bacaklardan çok, gövde ve karın bölgesinde bir yağlanma şekliyle kendini gösterir. Metabolik sendrom bakımından daha yüksek bir risk grubuna ait bu hastalarda, karın etrafında belirgin gövdesel yağlanma söz konusudur. Vücut kitle indeksi, morbid obezite sınırından düşük dahi olsa, bel kalça indeksi 1’in üstünde olan obezite hastalığına sahip kişiler daha çok metabolik sendrom riski altındadır. Karın çevresi, bel çevresi kimi gereklilikler de cilt kıvrımı kalınlığı gibi antropometrik değerlendirmeler yapmak, bu riski taşıyan hastalar için BMI değerler ölçümleri kadar önemlidir.

Kadınlarda bel çevresinin 80 cm üstünde olması, erkeklerde ise bel çevresinin 94 cm’den fazla olması kadınlarda bel/kalça oranının 0.8, erkeklerde ise 0.95 üstü olması, kalp ve damar problemleri yaşanması bakımından ciddi bir şekilde risk taşır. Karın çevresi erkeklerde 102 cm, kadınlarda ise 88 cm ölçümünü aşmış hastalarda derhal tedavi gerekliliği baş göstermektedir. Tedavi gerçekleşmez ise, ölümcül denilebilecek kadar yüksek, kalp ve damar problemleriyle karşı karşıya kalma ihtimali vardır. Genellikle metabolik sendroma yönelik risklerden söz edilebilen durumlarda, karın çevresi vücut kitle indeksi durumuna göre farklı değerlendirilmektedir. BMI > 35 kg/m2  olan obezite hastalığından mustarip kişilerde yapılan karın çevresi değerlendirmeleri vücut kitle indeksinin yansıttığı riske fark yaratacak kadar etkiye sahip olmaz. 35 kg/m2 den yüksek olan vücut kitle indeksi durumlarında,  BMI metabolik sendrom riskini değerlendirmede kafiidir. Fakat, vücut kitle indeksi 35 kg/m2’den az olan kişilerde, yani BMI < 35 kg/m2 olan kişilerde BMI metabolik sendroma ait riskleri ortaya çıkarma açısından yeterli olmaz. Bu, hastaların gözden kaçırılmasına neden olabilir. BMI < 35 kg/m2 olan kişilerde kesinlikle kalça ve bel çevresi ölçümleri gereklidir. Neticelerin oranlarına bakılmalıdır. Zayıf olarak değerlendirilebilecek kişilerin bel/kalça indeksleri birin üzerinde olabilir ve o kişilerin kalp ve damar hastalıkları bakımından sıkı takipleri hayati önem taşır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir